İki Bayram Arası Evlenilmez mi Acaba?

Bayramların Geçmesine Gerek Kalmadı!

Yüzyıllardır söylenegelen o meşhur sözü anımsadık ve sizler için nereden çıktığını , nasıl çıktığını, aslını astarını araştırdık. Hadi birlikte iki bayram arası evlenilmez mitinin kökenine inelim ve yıllardır neye ne için inanadığımızı çözelim. İşte tezleri, anti tezleri, ve şahitleriyle, iki bayram arası nikahın en net açılımı…

Evlenecek hangi müslüman genç çifte nikah tarihlerini sorsak aynı cevabı alıyoruz: ”Şu bayramlar geçsin de öyle…” Peki neden? Çünkü İslam dini inanışında iki bayram arası evliliğin caiz olmadığı ve uğursuzluk getireceği inancı yaygındır. İnanacı diyoruz çünkü ne resmi olarak dinen böyle bir emir söz konusu ne de gelenksel olarak. Anadolu medeniyeti İslamiyet’i benimsedikten sonra, onu Araplardan aldığı yerli yersiz pek çok inanışla uygulamaya başladı. Bunlardan çoğu dinen emir olmadığı gibi , herhangi bir dayanağı da yoktu. Özellikle zamanında Şaman olan Türk millati, bu inanışları Şaman adetleriyle de birleştirince bambaşka bir ambiyans yakalandı. İslamiyet’te kesinlikle yasaklanan türbeler, mum dikme, adak adama, Hıdrellez gibi inanışlar Türk kültürü ile harmanlanınca Anadolu’nun benimsediği dini ritüeller halini aldı. Milletçe bir işin aslını astarını sorgulamaya pek meyletmediğimz için de bu inanışlar çağlardan çağlara aktarılarak, dinin bir parçası sayıldı. Dolayısıyla ”İki bayram arası evlenilmez”’ hurafesinin yayılmasınında bundan pek farkı yok aslında.

 

Bu Mitin Kökeni Nedir?

Hz. Muhammed (SAV), bir hadisinde Cuma gününü ”Dünyada ve cennette müminlerin bayramı” olarak belirtmiştir. Bu nedenle müslümanlar için yaşadıkları her Cuma günü bir bayramdır ve Cuma Namazı da diğer namazlardan farklı olarak tıpkı bayram namazı gibi kılınır.
Rivayet odur ki Cuma gününe denk düşen bir Ramazan bayramı sabahında namazdan çıkan Hz. Mudammed (SAV’e cemaatinden biri gelerek evlenmek istediğini söyler ve nikahını kıymasını rica eder. Bunun üzerine Hz. Muhammed (SAV) gülümseyerek : ” İki bayram arası düğün mü olurmuş? der. Çünkü öğlen de Cuma namazı kılınacaktır ve aradaki süre oldukça dardır. Yani burada kastedilen, inanıştaki gibi Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı arasındaki zaman dilimi değildir. Ancak bu söz yanlış anlaşılarak nesilden nesile aktarılmış ve pek çok genç çift uğursuzluk getireceğini sanarak düğün planlarını bu inanışa göre organize etmiştir. Görüyorsunuz ya ortadaki şey sadece küçük bir yanlış anlamadan ibaret.

 

Bu Yazıya Yorum Yapın

Yorum yazabilir, ya da trackback yapabilirsin.. Ayrıca yazılan yeni yorumlar için Abone olabilirsin

E-Posta adresin asla başkalarıyla paylaşılmaz. Yıldızlı alanlar zorunludur *